Anasayfaya Dön

En

Ku

Hızlı Erişim
Web Mail
Kütüphane
Bilgi Edinme
İletişim Bilgileri
Telefon Rehberi

Haberler

Rektörümüz DURMUŞ, Kalkınma İçin Milli Enerji Üretimi Şart

23.11.2017

Mili Enerji Konulu Seminer’de konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, Türkiye’nin muassır medeniyetler seviyesine ve üstüne çıkması için mili enerji üretimini gerçekleştirmesinin şart olduğunu söyledi.

 

Mili Enerji Konulu Seminer’de konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, Türkiye’nin muassır medeniyetler seviyesine ve üstüne çıkması için mili enerji üretimini gerçekleştirmesinin şart olduğunu söyledi.

 

Ülkelerin nükleer santrallere yönelmesinde; elektrik üretim maliyetlerinin düşük olması, enerji arz güvenliğinin sağlanması olduğunu ifade eden Rektör DURMUŞ, tamamı ithal edilen doğalgazın yerine nükleer santralleri elektrik enerjisi üretiminde kullanarak, Türkiye’nin yıllık 7,2 milyar dolarlık tasarruf gerçekleştireceğini açıkladı.

 

Nükleer santrallerin ülkemiz için sadece elektrik üretim tesisleri olmadığını, aynı zamanda sanayi, tıp ve tarımda da uygulama alanı bulan teknoloji yoğun bir sektör olduğunu ifade eden Rektör DURMUŞ, bu sektör ülkemiz için önemli istihdam imkânları sunduğunu da belirtti.

 

Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, Milli Enerji Konulu Seminer’i Batman Üniversitesi Batı Raman Kampüsü Rektörlük Konferans Salonu’nda verdi.

 

Batman Üniversitesi öğrenci ve personellerinin yoğun ilgi gösterdiği seminerde Rektörümüz Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, milli enerjinin önemine vurgu yaparak dünyada söz sahibi olmak için enerjinin millîleştirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Enerjinin elde edilmesinde kullanılan yöntemleri anlatan Rektörümüz DURMUŞ, Türkiye’nin hidroelektrik potansiyelini tam anlamıyla kullanması gerektiğini belirterek, hidroelektrik için yapılan barajların birer dev akü niteliğinde olduğunu açıkladı.

 

Elektrik depolama maliyetinin çok yüksek olduğunu ifade eden Rektör DURMUŞ, enerji ihtiyacı oluştuğunda barajlarda birikmiş olan suların akıtılarak hareket enerjisiyle elektrik üretiminin gerçekleştirildiğini söyledi.

 

Dünyada gelişmiş ülkelerin elektrik enerjisinin büyük bir kısmını nükleer enerjiden elde ettiğini ifade eden Rektör DURMUŞ sözlerine şöyle devam etti:

 

"Günümüzde dünya enerji üretiminde öncelikli kaynaklar petrol, doğal gaz ve kömür gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarıdır. Özellikle doğal gazın çevreyi daha az kirletmesinden dolayı enerji üretimindeki payı gün geçtikçe artmaktadır. Dünyanın en çok kullanılan enerji kaynağı petroldür. İkinci sırada kullanımı gittikçe azalan maden kömürü ve üçündü sırada üretim ve tüketimi hızla artan doğal gaz bulunmaktadır. Her dönem belirli bir enerji kaynağı önem kazanmıştır. Kömürün yerini zamanla petrol almış ve sonraki yıllarda doğal gaz önem kazanmıştır.

 

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın “Güç Reaktörü Bilgi Sistemi verilerine göre 31 ülkede 441 nükleer reaktör işletme halindedir. Günümüzde dünya genelinde elektrik üretiminin %10,9’u (376,8 GWe=376.800 MWe=376.800.000 KWe) nükleer santrallerden sağlanmaktadır.

 

Dünyada en fazla nükleer santral 104 adetle ABD, ikinci sırada Fransa 58 adet, üçüncü sırada Japonya 50 Adet, dördüncü sırada Rusya 33 Adet, beşinci sırada Kore 23 adet olmak üzere liste Almanya Kanada, Ukrayna, İngiltere ve Çin diye devam etmektedir.

 

ABD’de 99 nükleer reaktör işletmede bulunmaktadır. 2014 yılında elektrik üretiminin %19.2’ünü nükleer santrallerden karşılamıştır. 5 Nükleer reaktör inşa halindedir.

 

Almanya’da 9 nükleer reaktör işletme halindedir ve elektriğinin %16’sini bu santrallerden karşılamaktadır. Fukuşima sonrası 8 nükleer reaktörünü kapatmıştır. Kapatılan Nükleer reaktörler 1980’den önce yapılmıştır. İşletmecilerle yapılan anlaşmaya göre, bu santraller 2010 yılında işletmeden çıkarılacaktı. Almanya’nın her yeri termik santrallerle doludur.

 

Japonya’da Fukuşima öncesi 48 nükleer reaktör işletmede iken 2 nükleer reaktör inşa halinde idi. Fukuşima sonrası işletmede olan tüm nükleer santraller yeniden risk değerlendirmesi yapılması amacıyla kapatılmıştır.

 

Aralık 2013 yılında Japon hükümetinin yayınladığı 20 yıllık enerji planında nükleer enerji santrallerinin baz yük olarak kullanılacağı öngörülmektedir. Bu sebeple Nükleer Santrallerin detaylı güvenlik analizlerinin yapılıp yeniden işletmeye alma süreçleri başlatılmıştır.

 

Japonya’daki 43 reaktörün 24 ü yeniden işletmeye alınmak için Nükleer Düzenleyici Kuruluşuna (NRA) başvuruda bulunmuştur.

 

15 Kasım 2015 tarihi itibari ile Sendai 1 ve Sendai 2 nükleer reaktörleri tam kapasite işletmeye alınmış olup, Takahama 3-4 ve Ikata 3 reaktörlerinde düzenleyici denetimleri yapılmış ve yakıt yükleme izinlerinin alınması beklenmektedir. Japon analistlere göre 2016 yılında 7 reaktör daha işletmeye alınacaktır.

 

2020 yılında nükleer santrallerin toplam kapasitesinin 400-500 GW; 2030 yılında ise 700 GW dolaylarında olacağı beklenmektedir.

 

Ülkelerin nükleer santrallere yönelmesinde: Elektrik üretim maliyetlerinin düşük olması, enerji arz güvenliğinin sağlanması, yakıt fiyatlarının, elektrik maliyeti üzerindeki küçük etkisi, sera gazı salımının olmaması ile iklim değişikliğiyle mücadeleye etkisi.

 

Bizim için ise en önemlisi bizim mühendislerimizin de yüksek teknolojinin yani atom teknolojisin kullanımını öğrenmesi bilgilenmesidir.

 

Elektrik tüketim talep artışında ülkemiz, dünyada Çin’den sonra ikinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır.
 

Büyüyen ekonomi, elektrik tüketimi ve nüfus yapısı karşısında enerji arz portföyümüze bakıldığında petrolün % 92’si, doğalgazın % 98’i, kömürün % 20’si ithal kaynaklardan karşılanmakta olup enerji ithal bağımlılığımız % 72 civarındadır. Bunun sonucu olarak cari açığımız içerisinde enerji ithalatından kaynaklanan pay 60 milyar dolar olarak gerçekleşmektedir.

 

Böylece neredeyse tamamı ithal edilen doğalgazın yerine nükleer santralleri elektrik enerjisi üretiminde kullanarak enerjide dışa ve fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmayı, enerji kaynak çeşitliliğini artırmayı ve sonuç olarak enerji arz güvenliğini sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda ülkemiz, 2023 yılındaki elektrik kurulu gücünün en az %10’unu, elektrik tüketiminin de % 17’sini nükleer santrallerden, karşılayacaktır. Akkuyu ve Sinop nükleer santrallerinin işletmeye alınması durumunda yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımız maksimum düzeyde kullanılmaya devam edecek olup doğalgaz ithalatında yıllık olarak 7,2 milyar dolarlık tasarruf gerçekleşecektir.

 

Bunlar ne demek oluyor biliyor musunuz? Türkiye enerji kaynaklı carı açığını kapatacak, dünya ile ticarette enerji kaynaklı maliyetlerini düşürerek rekabet avantajı kazanacaktır. Bunun yanı sıra nükleer santral inşası ve atom enerjisini mühendislerimiz öğrenecek. Aslında en önemlisi de budur. Nükleer enerji dünyada önemli bir güçtür.

 

Akkuyu Nükleer Santrali’nin 60 yıl üreteceği elektrik için, Rüzgar ve Güneş santralleri için gerekli yatırım maliyeti, Akkuyu için 20 Milyar $ iken Rüzgar Santrali 55 Milyar $, Güneş Santrali için 76 Milyar $ yatırım gereklidir.

 

Nükleer santrallerin kapasite faktörü % 90 civarında iken, güneş ve rüzgar santrallerinde bu oran en fazla % 20 civarındadır. Yeni nesil nükleer santrallerin işletme ömrü 60 yıl iken bu, rüzgâr ve güneşte 15-25 yıl civarındadır. Ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı santraller nükleer santrallere göre çok daha fazla alan kaplamaktadır. Ancak, enerji ithal bağımlılığımızı azaltmak adına 1 MW bile olsa yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız.

 

Kuşkusuz nükleer santraller ülkemiz için sadece elektrik üretim tesisleri değil, aynı zamanda sanayi, tıp ve tarımda da uygulama alanı bulan teknoloji yoğun bir sektör olup önemli istihdam imkânları sunmaktadır. Nükleer santrallerin inşası ve işletilmesi esnasında bu projeden birçok sektör doğrudan ve dolaylı olarak etkilenecektir. Ekonomi, teknoloji ve istihdamın yanı sıra nükleer santraller ülkemizde kalite yönetim standartlarının uygulanması, standartlara uygunluk denetimi ile güvenlik ve emniyet kültürünün gelişmesine de büyük katkı sunacaktır.

 

Yenilenebilir enerji potansiyelimizin tamamı kullanılsa bile 2023 yılındaki elektrik tüketim miktarının ancak yarısı karşılanabilmektedir. Nükleer santraller baz yük santrallerdir, günün 24 saati çalışır. Rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları iklim ve meteorolojik koşullara bağlıdır.”