Anasayfaya Dön

En

Ku

Hızlı Erişim
Web Mail
Kütüphane
Bilgi Edinme
İletişim Bilgileri
Telefon Rehberi

Haberler

Rektör DURMUŞ, “Ahmet Tevfik İLERİ, Bir Memleket Sevdalısıdır”

09.11.2017

Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, Birlik Vakfı Batman Şubesi tarafından Geleneksel Çarşamba Buluşmaları kapsamında Mezopotamya Oteli Konferans Salonu’nda düzenlenen 'Bir Memleket Sevdalısı Ahmet Tevfik İLERİ' konulu sunum yaptı.

Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın DURMUŞ, Birlik Vakfı Batman Şubesi tarafından Geleneksel Çarşamba Buluşmaları kapsamında Mezopotamya Oteli Konferans Salonu’nda düzenlenen Bir Memleket Sevdalısı Ahmet Tevfik İLERİ konulu sunum yaptı.

 

Rektör DURMUŞ, Ahmet Tevfik İLERİ’nin 1911 yılında Rize’nin Hemşin kasabasında, İmamoğulları ailesinden Hafız Celal Efendi ve Fatma Hanım’ın evladı olarak dünyaya gözlerini açtığını, ilk ve ortaöğrenimini İstanbul’da kaymakam olan dedesinin yanında tamamladığını söyledi.

 

Ahmet Tevfik İLERİ’nin ortaokulunu bitirdikten sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girerek mühendis olduğunu belirten Rektör DURMUŞ, Tevfik İLERİ’nin üniversite yıllarından itibaren sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda aktif olarak çalışmalar yaptığını, Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) önce üyesi ve daha sonra MTTB Başkanı olduğunu ifade etti.

 

Tevfik İLERİ’nin yaşamı, hitabeti ve çalışmalarıyla gençliği arakasından sürükleyen bir yapısı olduğunu ifade eden Rektör DURMUŞ, Tevfik İLERİ’nin Türkçe’nin daha yaygın bir şekilde kullanılması, yerli malına gerekli önemin verilmesi gibi gayelerle miting ve gösterilerin yapılmasına, İstiklâl Marşı çalınırken ayağa kalkılmasına öncülük ettiğini açıkladı.

 

REKTÖR DURMUŞ, GELENEKSEL ÇARŞAMBA BULUŞMALARI KAPSAMINDA YAPTIĞI SUNUMUNA ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

 

O zor dönemlerde büyük gruplar halinde 18 Mart günleri Çanakkale Şehitleri’nin anılması gibi gelenekler onun bu dönemdeki öncülüğünde başladı.

 

Bulgar gençleri tarafından Razgrad Türk Mezarlığı tahrip edilmiş, gençlik galeyana gelip, “Buradaki mezarlığa gidip biz de aynısını yapalım” diye toplanmış, ancak Tevfik İLERİ, gençlere hitap ederek “Bizim geleneklerimizde ölüye hürmet vardır, biz onların mezarlarına çiçek götüreceğiz” diyerek olaya sağduyuyla yaklaşmıştır.

 

Batıl inanç ve itikatlara karşı olduğu gibi, dindar insanlara karşı olan samimiyetini ve alakasını hiçbir zaman esirgemedi. İnsanların en temel hakkı olan inancını öğrenme ve yaşamasına karşı hep saygılı olunması gerektiğini savundu. İslamiyet’e yönelik haksız eleştirilere karşı çıktı.

 

Ahmet Tevfik İLERİ, 1933 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Mühendis olarak mezun olduktan sonra Erzurum’da 1933-37 arasında Karayolları Kontrol Mühendisi, 1937’den 1942’ye kadar Çanakkale’de, 1942’den 1950’ye kadar da Samsun’da Bayındırlık Müdürlüğü yaptı. Samsunda Karayolları 7 Bölge’nin de ilk müdürlüğünü yaptı.

 

1950 de “Yeter! Söz Milletindir” sloganı etrafında örgütlenen ve seçimleri kazanan Demokrat Parti’den (DP) Samsun Milletvekili seçilerek Meclise girdi. Meclisin aktif bir üyesi olarak çalıştı. İlk DP hükümetinde Ulaştırma Bakanı olarak yer aldı. Kısa bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi (1950-53). Bunların dışında Meclis Başkan Vekilliği (1953-55), ikinci kez Milli Eğitim Bakanlığı (1957), Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı (1957-58), Bayındırlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakan Vekilliği (1958-60) yaptı.

 

Bakanlığı döneminde Atatürk ve Ortadoğu üniversitelerinin açılışı, ilk ve ortaokullarda din dersleri düzenlemesi, din adamı yetiştirmek üzere İmam Hatip liselerinin ve Yüksek İslam Enstitülerinin başlatılması birçok tenkide maruz kalan Köy Enstitülerinin Öğretmen Okullarına dönüştürülmesi Yüksek Öğretmen Okullarının açılması sağladı.

 

TEVFİK İLERİ, İMAM HATİP OKULLARINI, İSLAM ENSTİTÜLERİNİ YENİDEN AÇTI

 

1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereğince “taşra medreseleri” kapatılmış, yerine 29 merkezde “imam hatip mektepleri” açılmıştı.

 

Bu okullar dört yıllık ortaokul seviyesine denk tutulmuş, yeterli devlet desteği sağlanamadığından, altı yıl gibi süre içerisinde “öğrenci azlığı” gerekçesiyle 1930’da kapatılmıştı.

 

Benzer şekilde Darü’lfünûn bünyesinde açılan İlahiyat Fakültesi de kapatılmıştı. Okulların kapatılması sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine başka bir okul açılmamıştı.

 

3 Ocak 1951’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri: “İmam Hatip Okullarının açılması zaruretine kaniyiz. Çünkü Türk milletine hitap edecek, olgun, kültürlü hatip ve imamların yetişmesini arzu ediyoruz”  sözüyle imam hatip okulları 20 yıl aradan sonra yeniden açıldı.

 

İmam-Hatip okullarına kastı olanlardan hep saldırı bekleyen İLERİ, “Çok dikkatli olalım. Bu okulları doğmadan boğmak istiyorlar, mevcutları kapatmam için Türkiye’nin bütçesi kadar rüşvet teklif ediyorlar” diyordu.

 

Bayındırlık Bakanı olarak da Demokrat Parti’nin kalkınma hamlesine katkı sağladı. İlk Boğaz köprüsü onun bakanlığı zamanında ihale seviyesine kadar geldi ama 27 Mayıs darbesi nedeniyle ancak 10 yıl sonra gerçekleşebildi.

 

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse, Tevfik İleri’yi yazısında şöyle anlatıyor: Sabahleyin gazeteleri okurken, aleyhinde haber göremeyince eşi Vasfiye Hanım’a böyle seslenirmiş Tevfik İleri: ‘Demek ki, dün milletimiz için hayırlı bir iş yapmamışız Vasfiye Hanım!’

 

27 MAYIS DARBESİNDE İDAMLA YARGILANDI

Hatipliği parmak ısırtacak cinstendi. İdealistti. Memleket aşkını hep hisseden hissettiren bir kişilikti. Milliyetçiği sözle değil, icraatla yaptı. Türk Sanat Tarihi Enstitüsü'nü kuran da, Türk Kültür eserlerinin yayınını başlatan da oydu. Ama hep endişe duydu bu vatan aşkının akamete uğratılmasından.

 

Seçimle yenmişlerdi milletin makus talihini. Hem de üç kez. Ama şalvarlı, çarıklı köylülerin Kızılay'da, Meclis'te dolaşmalarına, oradan ülkeye hükmetmelerine tahammül edemedi darbeciler. Halkın iradesini hiçe saydılar.

 

27 Mayıs 1960 yılında yapılan darbenin ardından diğer arkadaşları gibi İLERİ de Yassıada Mahkemesi’nde yargılandı.

 

27 Mayıs sabahı darbecilere ilk meydan okuyan mebustu. Askerler Demokrat Partili mebusları Harp Okulu’na götürüp burası bombalanacak diye de şayia çıkarmışlar. Herkes paniklemiş. Ama o bir köşeye çekilip namaza durmuş. Bir albay gelip bağırmaya başlamış ‘Tevfik İleri nerede?’ diye. Hem kıyamda hem rükûda hem secdede tekmelemiş. Selam verince yakasına yapışıp ‘Ben senin belalınım, seni öldüreceğim’ demiş. Ama aynı sertlikle cevabını almış: ‘Asıl bela, kendisini bela olarak gönderenin kim olduğunu bilmemektir.”

 

Kızı Cahide 27 Mayıs'ın hemen sonrasını ancak yıllar sonra anlatabildi: “Babamı tevkif ettikten sonra diğer Demokrat Parti mebuslarına olduğu gibi bizim eve de arama için bir ekip geldi. Birden içeri daldılar… Kütüphanede, raflarda, annemin yatak odasında, çekmecelerde arama yaptılar. Sonradan annemin mücevherlerini aradıkları anlaşıldı. Tabii hiçbir şey bulamadılar, çünkü annemin doğru dürüst bir mücevheri yoktu. İçlerinden biri, ‘benim karımın bile daha fazla mücevheri var. Sizin de hiçbir şeyiniz yokmuş' dedi ve çıkıp gittiler…”

 

Savunmasını, “Ölüm belki de kurtuluştur. Memleketin huzuru benim ölümüme ve hapishanelerde çürümeme bağlıysa kararınızı böyle verin. Memleketimin hayrı için buna da razıyım.” sözleriyle bitirdi.

 

Ömür boyu hapis cezasıyla Kayseri Bölge Cezaevi’ne yollandı. Burada hastalanması üzerine Ankara Hastanesi’ne kaldırıldı. 31 Aralık 1961’de vefat etti.

 

Bakanlığı boyunca vatanı ve milleti için elinden geleni yapmaya çalıştı.

 

Acılarla, zulümlerle dolu bir hayattı onunkisi. Ama acılarını şikayete dönüştürmedi hiç. Yaşanacak bir kaderi olduğuna inandı. Allah'a dayandı.

 

Son mektuplarından birinde şöyle diyordu biricik Vasfiyesine:

“… Günlerden Çarşamba diyorlar. 27 Temmuz. Saat beş. Dünya İblis cenneti, ahiret İsmail teslimiyetidir. Rahat uyudum. 4:30'da uyandım. Vasfiyem de ve belki kızlarım da bu saatte uyanıktır. Ve Allah'a niyaz etmektedirler. Hemen kalktım abdest aldım, namazımı kıldım. Ve Allahımızın lütfu olan bu güzel ve alacakaranlık sabahta muazzez memleketimiz, yuvalarımız, çocuklarımız ve kendimiz için dua ve niyazda bulundum…”

 

Eşi Vasfiye Hanım geri kalmadı ondan. Zindan hayatının birinci yıldönümünde darbecilerin edatlar ve bağlaçlar dahil 50 kelimeyle sınırlandırdığı mektup yazma hakkını şu sözlerle kullanmıştı: “Canım Tevfikciğim, bugün Kurban Bayramı'nın ikinci günü. Aynı zamanda seninle bedenlerimizin ayrılık yılı arifesi. Kocaman bir sene geçti aradan. Ve bu kocaman bir senenin hülasasını yaparsak kâr zarar diye, bence kâr tarafımız ağır basıyor. Gerçi, çok ıstıraplar çektik ve çekmekteyiz, işte bu çiledir bence bizi kârlı çıkaran.”

 

O da 50'şer kelimelik mektuplarla cevap veriyordu Vasfiyesine: “Dün ilk defa yıkandım… Ayın 6'sında komutanın müsaadesiyle Adnan Bey'le görüştüm… İyidir. Osmanlı Tarihi okuyor. Bir de Kur'an-ı Kerim. ‘Dört günde hatmedeceğim' dedi. O da huzur-ı kalp içinde…”24 Eylül’de Kayseri Cezaevi’nden eşi ve çocuklarına elveda satırları yazarak ömrünün sonuna yaklaştığını haber vermişti sanki: “Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor… Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Ama şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.” diye yazdı.

 

Ruhun şad olsun Ahmet Tevfik İLERİ. Sen bakandan öte bir ağabeydin bu ülkeye. Vatan hizmetkârı bir derviştin. Bu vatan seni hep hissetti. Hatırlar mısın… Seni Kayseri cezaevinden alıp tedavi için Ankara Hastanesi'ne götürmüşlerdi darbeciler. Sen üşümüştün de bir hemşire sana fazladan battaniye vermişti. Askerler azarlamıştı hemşireyi. Ne demişti o hemşire cevap olarak;

 

“Ben size mesaimle bağlıyım, hislerimle değil.”

 

Allah bu zatlardan razı olsun, Vatanı ve Milleti için her türlü dert, cefa, işkenceye maruz kalan ve doğru bildiğinden bir milim geri durmayan bu insanlar sayesinde bugün Ülkemiz ve Vatanımız ayaktadır. Allah onları cennetlerin en güzeline yerleştirsin. Rabbim devletimizi daim etsin.

 

Sunumu hazırlarken yararlandığım Yazar Sadık Yalsızuçanlar’ın Vefa Apartmanı Kitabı, Ümraniye Belediyesi tarafından yaptırılan Ahmet Tevfik İleri Kısa Filmi, ÖNDER tarafından hazırlanan DP Samsun Mitingi videosu nedeniyle kendilerine teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

Bir Memleket Sevdalısı Ahmet Tevfik İleri Konulu Sunumu İndirmek İçin Tıklayınız